Biyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sindirim Sistemi Çözümlemeli Test


Sindirim Sistemi Çözümlemeli Test
Sindirim Sistemi Çözümlemeli Test1.Bir parça etin yapısındaki proteinin ağıza alınmasından başlayarak ince bağırsaklardan kana geçinceye kadar geçirdiği kimyasal değişmelerin yapıldığı organların doğru sıralanmış şekli aşağıdakilerden hangisidir?
A)Ağız-mide-incebağırsak
B)Mide- incebağırsak-kalın bağırsak
C)Mide-12 parmak bağırsağı-ince bağırsak
D)Ağız-mide-incebağırsak
E)12 parmak bağırsağı-ince bağırsak-kalın bağırsak
ÇÖZÜM: Etin yapısında bol miktarda protein vardır. Proteinin sindirimi midede başlar, on iki parmak bağırsağında devam eder ince bağırsakta tamamlanır
CEVAP-C-.


2.Çeşitli besinlerle beslenen sağlıklı bir kişinin besinleri sindirildikten sonra ince bağırsaklarından alınan sıvı incelenirse bu sıvıda aşağıdakilerden hangisi bulunmaz?
A) Aminoasitler
B) Früktoz
C) Yağ asitleri
D) Galaktoz
E) Maltoz
ÇÖZÜM; Sağlıklı insanların çeşitli sindirim organlarında sindirim düzenli bir şekilde devam eder. Sindirimin tamamlandığı organlar ince bağırsaklardır. İnce bağırsaklarda proteinler amino asitlere, yağlar yağ asitleri gliserine, karbonhidratlar suda çözünmüş yapı birimleri şeklinde bulunurlar. Sağlıklı insanların ince bağırsaklarında sindirimi tamamlanmamış maddeler bulunmaz. CEVAP-E-



3.Bazı koşullarda mide asidi artar ve mide ekşimeleri görülür. Bu durumda sulandırılmış olarak içilen yemek sodasının işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
A)Mide asidinin enzimler üzerindeki etkisini hızlandırmak.
B)Midedeki sindirimi hızlandırmak
C)Mide öz suyunun salgılanmasını sağlamak.
D)Mide asidi ile tepkimeye girerek zararlı etkisini engellemek.
E)Mide öz suyunun mide hücreleri ile ilişkisini kesmek.
ÇÖZÜM;Yemek sodası mide özsuyunda bulunan tuz asidi ile kolayca tepkimeye girebilir. Tepkime sonucunda safra tuzu karbondioksit ve su oluşur. Bu durumda yoğun mide asidinin mideye olan zararlı etkisi ortadan kalkar. Ancak yemek sodasının sürekli alınması midedeki sindirimi engelleyicidir. Çünkü mide enzimleri asidik ortamda
Etkinlik gösterirler, mide öz suyunun asitlik özelliği bu çeşit tepkimelerle ortadan kaldırılırsa protein sindirimi eksik kalacaktır. CEVAP-D-



4.I Alkolün mide ve ince bağırsaktan kana geçmesi
II Ekmeğin çiğnenmesi
III Glikozun uygun koşullarda etil alkole parçalanması
IV Proteinlerin amino asitlere parçalanması
V Nişastanın maltoza parçalanması
VI Glikozdan glikojen üretilmesi
A)III B)V C)II D)IV E)VI
ÇÖZÜM; Sindirimde büyük moleküller, enzimlerin etkisiyle yapılarına su katılarak küçük moleküllere parçalanırlar. Sindirim kimyasal bir olaydır, sindirim doğrudan canlıya gerekli enerjinin üretimini sağlamaz. Nişastanın maltoza, proteinlerin amino asitlere parçalanması sindirim olayıdır. CEVAP-C-




5.Tenyalar sindirilmiş besinleri vücut yüzeyleri ile emerek alan çok hücreli parazitlerdendir. Bu açıklamaya göre aşağıdaki sindirim olaylarından hangisi tenyaların yaşamasına en uygun ortamdır?
A)Mide
B)İnce bağırsaklar
C)On iki parmak bağırsağı
D)Son bağırsak
E)Kalın bağırsak
ÇÖZÜM; Sindirim sisteminde sindirimin tamamlandığı, besinlerin kana geçebilecek duruma geldiği organlar ince bağırsaklardır. Tenyalar yalnız küçük molekülleri emebildiklerine göre tenyaların yaşamasına en uygun yer ince bağırsaktır.
CEVAP-B-




6. Canlıların besinlerle birlikte mikrop alma olasılıkları çok yüksektir. Buna karşın sindirim organlarında mikrobik hastalıklarının düşük olmasının nedenini aşağıdaki açıklamalardan hangisi en iyi açıklar?
A)Mikroplar çiğneme sırasında parçalanırlar
B) Kalın bağırsakta yaşayan faydalı bakteriler mikropları yok ederler.
C) Mikroplar sindirim enzimleri ile parçalanırlar
D)Beyaz kan hücreleri mikropları yok ederler
F) Sindirim öz sularının belli bir asitlik ve bazik özelliği vardır.
ÇÖZÜM; Mikropların çoğu asit ve baz etkilerden zarar görürler. Sindirimin öz sularının belli bir asitlik ve bazik özelliği mikropların çoğunun yaşamasına olanak vermeyen ortamlardır.
CEVAP-E-



7. İki köpeğin dolaşım sistemleri bir tüpte birbirine bağlanıyor ve daha sonra köpeklerden birisi pişmiş etle besleniyor. İkinci köpek beslenmediği halde midesinde mide özsuyunun salgılanmaya başladığı görülüyor. Bu deney aşağıdakilerden hangisi açıklayabilir?
A) Mide özsuyunun salgılanmasında sinirsel denetimin olduğunu
B) Mide özsuyunun salgılanmasında hormonal denetiminde olduğunu
C) Köpeklerin mide özsuyunun her zaman aynı miktarda salgılandığını
D) Köpeklerin ikiz olduğunu
E) Köpeklerin dolaşım sistemlerinin birbirine benzediğini
ÇÖZÜM; İki köpeğin birleştirilen yapıları dolaşım sistemidir. Dolaşım sistemi ile köpekler arasında deneysel olarak bağlantı kurulmuştur. Köpeklerin sinir sistemleri aynıdır. Sinir sistemleri aynı olmasına karşın birinin midesi diğerine bağlı olarak uyarılırsa uyarıcı madde kanla taşınan hormon olmalıdır.
CEVAP-B-



8. Bir maymunun pankreas kanalları kapatılarak on iki parmak bağırsağına pankreas öz suyunun akıtılması engelleniyor. Maymunun iştahının arttığı buna karşın sürekli kilo kaybettiği gözleniyor. Bu deney ile aşağıdakilerden hangisi kanıtlanabilir?
A)On iki parmak bağırsağının kendi enzimlerinin olmadığı
B)Pankreasın karma bir bez olduğu
C)Pankreas öz suyunun on iki parmak bağırsağındaki sindirimde önemli etkisi olduğu
D) Pankreasın işlevini hormonlarla tamamladığı
E) Pankreasın karaciğerle birlikte işlev yaptığı
ÇÖZÜM; Deneyde kullanılan maymunun iştahının artması kanındaki besin konsantrasyonun azalmasıyla açıklanabilir. Kandaki besinin azalması ince bağırsaklarda besinlerin yeterince emilememesi ile olabilir. İnce bağırsaklarda besin emilememe nedeni pankreas kanalının kapatılmasıyla ilgili olduğuna göre pankreasın sindirimde çok önemli işlevi vardır.
CEVAP-C-




9. Sağlıklı bir köpek çeşitli besinlerle beslendikten sonra mide özsuyu alınarak inceleniyor. Mide özsuyunda aşağıdaki maddelerden hangisi bulunmaz?
A) Yağlar
B) Proteinler
C) Peptonlar
D) Gastrin
E) Vitaminler
ÇÖZÜM:Gastrin midenin özel bazı hücreleri tarafından salgılanan salgılandığı anda kana geçen bir hormondur. Bu nedenle mide özsuyunda gastrin bulunmaz.
CEVAP-D-







10.safra kesesinin kanalı safra taşlarıyla tıkanmış bir kişinin dışkısı sarı renk yerine kireç renginde olmaktadır. Bu durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Dışkıya renk veren safra boyalarıdır.
B) Safra yağların sindirimini kolaylaştırır
C) Safra karaciğerin salgısıdır.
D) Safra 12 parmak bağırsağında bulunur
E) Safranın yapısında bol safra tuzları vardır.
ÇÖZÜM: Karaciğerin salgısı olan safra kesesinde depolanan safranın yapısında safraya renk veren safra boyaları da vardır. Safra 12 parmak bağırsağında işlevini tamamladıktan sonra ince bağırsaklara ulaşır. Safranın yapısında bulunan safra tuzları incebağırsaklarda geri emilir. Safra boyaları ise kalınbağırsağa geçerler ve dışkının rengini oluştururlar.
CEVAP-A-


11.ince bağırsak tümörlerini oluşturan hücrelerde çok sayıda mitokondri olup besinlerin kana geçişi sırasında bol miktarda enerji üretirler. Bu özellikleriyle ilgili olarak aşağıdaki özelliklerden hangisi geçerlidir?
A) besinlerin ince bağırsakta kana geçişi basit bir difüzyonla olur.
B) İnce bağırsak hücrelerinin bazıları fagositozla besin alabilirler.
C) İnce bağırsak hücreleri sürekli yenilenirler.
D) Besinlerin tümü ince bağırsakta emilirler.
E) Besinlerin tümürlerdeki kılcal damarlara geçişinde aktif taşıma da yapılmaktadır.
ÇÖZÜM: Bir hücrede enerji kullanımı arttıkça enerji üretimi de artar. Evrimleşmiş hücrelerde enerji üretiminden sorumlu organel mitokondrilerdir. Aktif taşıma enerji kullanılarak yapılan bir olaydır. Aktif taşıma yapan hücreler daha çok enerjiye ihtiyaç duyarlar, mitokondri sayıları fazla olan hücreler daha çok enerji üretebilirler.
CEVAP-E-


12. Antibiyotikler mikrop öldürücü maddelerdir. Sürekli alındıklarında kalın bağırsaktaki yararlı bakterileri de öldürürler. Bu durumda kanda hangi maddenin konsantrasyonunda an fazla azalma olur?
A) Aminoasitlerin
B) Yağ asitlerinin
C) Glikozun
D) K ve B vitaminlerinin
E) Gliserinin
ÇÖZÜM: Kalınbağırsakta yaşayan bakteriler K ve B vitaminlerini üreterek vücudumuza yarar sağlarlar. vücudumuza gerekli k vitaminin çoğu bu bakteriler tarafında üretilir.
CEVAP-D-


13. Kalınbağırsağın içyüzü dizanteri mikroplarının etkisi ile zedelenirse kalın bağırsaktaki sağımsal hareketler hızlanır. Böyle bir durumun canlı açısından en önemli zararı ne olabilir?
A) Su kaybı
B) Mikropların kana geçişi
C) Besin kaybı
D) Yararlı bakterilerin yok edilmesi
E) Dışkının azalması
ÇÖZÜM: vücudumuz için gerekli suyun çoğu kalın bağırsaklarda emilmektedir. Kalın bağırsakta sağımsal hareketler hızlandığında kalınbağırsak özsuyunun hareketi hızlanır, suyun emilmesi için yeterli zaman olmadığından dışkı çok sulu olarak (ishal) atılır.
CEVAP-A-



14. Memeli canlıların sindirim sistemlerinde aynı maddenin sindiriminden sorumlu bir enzimin birden fazla sindirim organında sağlanmasının canlıya sağladığı en önemli yarar nedir?
A) Sindirim kolaylaştırmak
B) Sindirimi hızlandırmak
C) Besin kaybını engellemek
D) Artıkların atılmasını kolaylaştırmak
E) Sindirim organlarını korumak
ÇÖZÜM: Sindirim organlarında besinler hepsinin sindirilebileceği kadar uzun süre kalmazlar.
Bu durum besin kayıplarına neden olur. Aynı enzimin birden fazla organda salgılanması bazı besinlerin birkaç organda sindirime girmesini sağlar. Sindirilme sürelerini uzatır. Geçiş süresinin kısa olmasıyla ilgili besin kaybını engeller.
CEVAP-C-



15. Bazı koşullarda mide hidroklorik asit salgılayamaz. Böyle bir koşulda kanda aşağıdaki maddelerden hangisi konsantrasyonu azaltır?
A) Suyun
B) Amino asitlerin
C) Yağ asitlerinin
D) Vitaminlerin
E) Glikozun
ÇÖZÜM; Mide enzimleri asit ortamda etkin olup, midede protein sindirimi başlatmaktadır. Ayrıca başka bir sindirim organında protein sindirimi başlatacak enzim yoktur. Midenin hidroklorik asit salgılaması azaldığında protein sindirimi eksik kalır. Proteinler amino asitler şeklinde kana geçtiklerine göre emilen amino asit azalır. Kanda amino asit konsantrasyonu azalacaktır.
CEVAP-B-


16. Protozoa ve süngerlerdeki sindirimi toprak solucanında gerçekleşen sindirimden farkı aşağıdakilerden hangisi gösterilmiştir?
A) Sindirim enzimlerinin hücre dışında etkili olması
B) Hücre içi sindirim yapması
C) Sindirim enzimlerin,in farklı olması
D) Besinlerinin yalnızca fiziksel olarak parçalanmaları
E) Sindirim için suya gereksinimlerinin olmaması.
ÇÖZÜM; Protozolar bir hücreli canlılar, Süngerler basit yapılı çok hücrelilerdir.
Hücre içi sindirim yaparlar. Toprak solucanı ise onlara göre evrimleşmiş bir canlı olup hücre dışı sindirim yapmaktadır.
CEVAP-B-



17.Sindirim öz suları içindeki sindirim enzimleri ince bağırsağın son kısmında sindirilerek amino asitler şeklinde kana geri emilirler. Bu durumun canlıya sağladığı yarar aşağıdakilerden hangisidir?
A) Protein kaybı engellenir
B) Su kaybı engellenir
C) Artıkların sağımsal hareketleri yavaşlar
D) Emilme hızlanır
E) Enzimlerin zararlı etkisi yok olur
ÇÖZÜM; Enzimler protein yapıdadır. Sindirim enzimleri her sindirim olayında yeniden salgılanırlar. Sindirimdeki görevleri tamamlandıkça sindirim öz sularıyla birlikte sindirim sisteminin sonuna doğru hareket ederler. Bunlar dışkı ile dışarı atılmış olsalardı vücutta bol ve sürekli protein kaybı olurdu.
CEVAP-A-


18. İnsanın sindirim sisteminde proteinlere etki eden enzimler salgılandıklarında inaktiftirler Bunun yararı aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Salgılandıkları hücrelerin proteinlerin sindirimi sağlanır
B) Salgılandıklrı hücrelerin proteinlerini sindirmeleri engellenir
C) Sindirim organlarının çalışmasını hızlandırır
D) Enzimlerin özgünlükleri korunur
E) Enzimlerin diğer enzimleri sindirmeleri engellenir
ÇÖZÜM; Protein sindiriminden sorumlu enzimler aktif olarak salgılansaydı salgılandıkları hücrelerin yapısında bol bulunan proteinlerde etki ederek zarar görürdü. CEVAP-B-



19. İnsülin ile glukagonun işlevleri arasında belli bir ilişki vardır. Bu ilişkiye uygun olan ilişkileri olan madde çifti aşağıdakilerden hangisidir?
A) Amilaz-Lipaz
B) Fibronejen-Trombojen
C) Fibrin-serum
D) Heparin-Serum
E) Tripsin-Amilaz
ÇÖZÜM; Pankreasın salgısı olan insülin kandaki glikozu düşüren bir hormondur. Yine pankreasın salgısı olan glukagon kandaki şeker miktarını arttırır. İnsülin ve glukagon aynı organda salgılanan, zıt çalışma ile kandaki şekeri düzenleyen hormonlardır. Heparin ve Fibrinojende karaciğerde salgılanan salgılar olup, heparin pıhtılaşmayı engelleyici, fibrinojen pıhtılaşmayı salgılayıcı ve kanda bulunan maddelerdir.
CEVAP-B-




20.Bir hayvanın midesinden alınan doku parçası diğer hayvanın göğüs bölgesine kılcal damarlara temas edecek şekilde aşılanıyor. Canlının midesine sindirim salgıları oluşurken göğüsteki parçalarda salgı üretiyor. Bu deney için en doğru sonuç aşağıdakilerde hangisidir?
A) Sindirim salgısını uyaran maddeler kanla taşınır
B) Besinler kana geçerek sindirim salgısını oluşturur
C) Sinirler her yerde benzer hücre topluluklarına aynı emri taşırlar
D) Salgı bezleri kana bazı maddeler verirler
E) Salgıların meydana gelmesinde hormon ve sinirler birlikte etki ederler
ÇÖZÜM; Bir mide parçası göğüs bölgesine aşılandığında mide salgıları üretebiliyorsa, bu sindirim salgısını uyaran maddelerin kanla taşınmasıyla açıklanır. Çünkü aşılanan parça sinirsel uyartıları algılayıp tepki göstermez. CEVAP-A-



21. Bir hayvanın on iki parmak bağırsağına A,B ve C maddeleri birlikte enjekte edildiğinde pankreas salgılarına on iki parmak bağırsağında rastlanıyor. AB verilince yine salgılanma görülüyor. AC ve BC ikili gruplar halinde verildiğinde ise salgılanma görülmüyor. Salgıların salgılanarak on iki parmak bağırsağına ulaşmasında etkili madde aşağıdakilerden hangisinde verilmektedir?
A) C ve A
B) Yalnız A
C) B ve C
D) Ave B
E) Hepsi
ÇÖZÜM; Pankreas enzimlerinin salgılanmasına A,B,C maddeleri birlikte ve AB maddeleri birlikte etki ediyor fakat A,C ve B,C ikili gruplar halinde verildiğinde etkili olamıyorsa, pankreas enzimlerinin salgılanmasına A ve B maddeleri etki etmektedir. CEVAP-A-





22. Dr. Bomont midesi delik hastasından aldığı mide öz suyu ile şişe içinde et parçasının sindirimini inceliyor. Aynı kütledeki et parçasının midede çok daha çabuk sindirildiğini görüyor. Bu olayın nedenini en iyi açıklayan cümle aşağıdakilerden hangisidir?
A) Midede et bulundukça sindirim faaliyeti artar
B) Midedeki mekanik karıştırma kimyasal sindirimi hızlandırır
C) Mide enzimlerinin aktifliği dışarıda azalır
D) Oksijenle temas protein sindirimini yavaşlatır
E) Mideye ulaşan tükrük salgıları sindirim hızını arttırır
ÇÖZÜM; Midede kimyasal sindirim devam ederken karıştırma ve çalkalama hareketleri de devam eder. Bu hareketler proteinler sindirilirken oluşan küçük parçacıkların dağılarak sindirim enzimleri ile daha sık karşılaşma olasılığını arttırır. Dolayısıyla sindirimi hızlandırır. Kısaca, midedeki karıştırma kimyasal sindirimi hızlandırır. CEVAP-B-





23. Pankreasın ve karaciğerin ortak yanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Her iki side glikojen depo ederler
B) Her iki side açık salgı bezidir
C) Her iki side karma bezdir
D) Her iki side kana insülin verir
E) Her iki side kan depo eder
ÇÖZÜM; Pankreas bezi; sindirim enzimleri ve hormonlar salgılar. Karaciğer ise safra suyu ve heparin hormonu salgılar İki side karma bez özelliği gösterir. CEVAP-C-









24. Aşağıdaki canlılardan hangisi hem iç hem de dış sindirim olur?
A) İnsan
B) Terliksi hayvan
C) Ekmek küfü
D) Balık
E) Hidra
ÇÖZÜM; Hidra ilkel sindirim açıklığı içine aldığı küçük organizmaları önce bu sindirim açıklı içine boşalttığı sindirim enzimleri ile küçük parçalara ayırır. Bu bir hücre dışı sindirimdir. İlkel sindirim açıklığı çevresindeki hücreler küçük parçaları fagasitoz yaparak sindirmeye devam ederler. Bu da hücre içi sindirimdir. Verilen canlılardan yalnız hidrada hücre içi ve hücre dışı sindirim vardır. Verilen canlılarda yalnız hidrada hücre içi ve hücre dışı sindirim vardır. CEVAP-E-




25. Yutma olayı sırasında aşağıdaki reflekslerden hangisi görülmez?
A) Burun boşluğu kapağı kapanır
B) Ses telleri gerginleşir
C) Soluk borusu kapanır
D) Dil yukarı kalkar
E) Yemek borusu gerginleşir
ÇÖZÜM; Yutma refleksinde burun boşluğu kapağı ve soluk borusu kapanır. Dil yukarı kalkar, yemek borusu genişler. Fakat yutma refleksi ile ses tellerinin gerginleşme veya gevşemesinin bir ilişkisi yoktur.
CEVAP-B-


26. Aşağıdakilerden hangisi karşısındaki görevi yapamaz?
A) Gastrin- Midede sindirim enzimleri salgısı
B) Sekretin-pankreas enzimleri salgısı
C) Glikoz-İnsülin ve glukagon salgısı
D) Kolesistokinon-Öd suyu salgısı
E) Pankreonzim-ince bağırsakların enzim salgılanması
ÇÖZÜM; Kandaki gastrin midenin sindirim enzimleri salgılamasını- sekretin, pankreas enzimleri salgılarını, kolesistokinon; öd suyu salgısını glikoz, insülin, ve glukagon salgısını başlatır. Pankreoenzim incebağırsaklardan sindirim salgılarının salgılanmasında bir etkisi yoktur. Pankreas enzimlerinin salgılanmasında etkisi vardır.
CEVAP-E-



27. Aşağıdaki maddelerden hangisi mide salgısı ile ilgilidir?
I ) Ağızdaki sinir uçları
II ) İnce bağırsaklardaki sinir uçları
III ) Midedeki sinir uçları
IV ) Oniki parmak bağırsağından salgılanan sekretin

A) I-IV B) II-III C) II-I D) III-IV E) I-III
ÇÖZÜM: Mide salgılarının salgılanmasında hormoanal etkilerin yanında ağızdaki ve midedeki sinir uçlarının besin duyularını etkilemesinin rolü vardır.
CEVAP-E-



28. Aşağıdakilerden kaç tanesi safra salgısıdır?
I ) Yağları Emilsüyon haline getirmek
II ) Yağları sindiren enzim taşımak
III ) İncebağırsak salgılarını başlatmak
IV ) Heparin salgısını uyarmak
V ) safra pigmentlerini bağırsağa boşaltmak

A) 2 B) 1 C) 4 D) 3 E) 5
ÇÖZÜM: safra salgılarının görevleri; yağları küçük tanecikler (emilsüyon damlacıkları) haline getirmek ve safra pigmentlerini bağırsağa boşaltmaktır.
CEVAP-A-





29. Hayvanlar serisinde hücre içi ve hücre dışı sindirimin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Her ikisinde de sindirim kofullarda olur.
B) Her ikisinde de besinler inorganik parçalara ayrılır.
C) Her ikisinde de sindirilmiş besinler kan yoluyla vücuda taşınır.
D) Her ikisinde de fagositoz yapan hücreler önemli rol oynar.
E) Her ikisinde de vücutta üretilen enzimler kullanılır.
ÇÖZÜM: Hücre içi ve hücre dışı sindirimin soruda verilenler içinde ortak özelliği; her ikisinde de vücutta üretilen enzimler kullanılmasıdır.
CEVAP-E-




31. İyot İyot
Normal Tükrük Kaynatılmış Tükrük

...... ......
Pişmiş nişasta Pişmiş nişasta
(mavi renk) (mavi renk)
I II
Verilen deney düzeneğini hazırlayan bir kişi bir süre sonra I kaptaki mavi rengin yavaş yavaş açıldığını görüyor. İki deneyde aynı anda başladığı halde II. Ortamda renk değişmesi olmuyor. Bu durum aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir?
A) Tükrük içindeki enzimler iyotla kimyasal tepkimeye girmiştir.
B) Tükrük içindeki enzimler nişasta ile kimyasal değişmeye girerek etkinliğini kaybetmiştir.
C) Enzimkler yüksek sıcaklıklarda etkinliklerini kaybederler
D) II. Ortamdaki tükrük içindeki enzimler yetersizdir.
E) II. Ortamdaki iyotla nişasta arasındaki etkileşim yok olmuştur.
ÇÖZÜM: Enzimler protein yapıda maddeler olup yüksek ısıda denatüre olurlar. Yani pişerek etkinliklerini kaybederler. Kaynatılmış tükrüğün içindeki enzimler etkinliklerini kaybetmiş olduklarından kimyasal olayı katalizleyemezler.
CEVAP-C-


32)Besinlerimizin sindirim sistemimizdeki kimyasal sindirimi, Aşağıdaki olaylardan hangisiyle gerçekleştirilir?
A) Dekarboksilasyon
B) Dehidrasyon sentezi
C) Fosforilasyon
D) Hidroliz
E) Dehidrogenasyon
ÇÖZÜM; Besinlerimizin sindirim sistemimizdeki kimyasal sindirimi, hidrolizle gerçekleştirilir.
CEVAP-D-



33)Aşağıdaki besinleri kapssayan bir yemek yendiğinde alınan maddelerden hangisi sindirilmeden kana geçebilir?
A) C vitamini
B) Glikojen
C) Nişasta
D) Sakkaroz
E) Laktoz
ÇÖZÜM; Glikojen ve nişasta polisakkarit sakkaroz ve laktoz dissakkarit olduklarından bunların kana geçmeleri için monasakkarite ayrışmaları gerekir. Bir başka deyişle kana sindirilmeden kana geçemezler. Oysa Cvitamini, öteki vitaminler gibi hücre zarından geçebilecek küçüklükte olduğundan sindirilmeden kana geçebilirler.
CEVAP-A-







34)I. ATP üretimini sağlamak
II. Su tüketimine neden olmak
III. Büyük moleküllerin yapı taşlarına kadar ayrıştırılmalarını sağlamak
Yukarıda belirtilenlerden hangisi veya hangileri sindirim olayının özellikleridir?
A) I,II,III
B) II ve III
C) I ve III
D) I ve II
E) Yalnız II
ÇÖZÜM; Soruda II ve III numarada belirtilmiş olan olaylar, sindirim olayının özelliklerindendir.
CEVAP-B-



35) Aşağıdaki salgılardan hangisi mide bezleri tarafından salgılanmadığından mide özsuyunda bulunmaz?
A) Pepsinojen
B) Renin
C) Lipaz
D) Sakkaroz
E) Maltaz
ÇÖZÜM; Selülaz, selülozu sindiren bir enzimdir. Bu enzim insanda oluşturulmadığından, insanda selüloz sindirimi olmaz. Bununla beraber selülozlu besinlerin yenilmesi, örneğin meyvenin çiğ olarak kabuğuyla yenilmesi, besinlerin bağırsakta daha uzun süre kalmasına olanak sağladığından, sindirilmiş besinlerin emilme özelliğini arttırır. CEVAP-D-



36)Safra kanalının safra taşlarıyla tıkanmasına bağlı olarak, safranın kana karışması halinde bireyde aşağıdakilerden hangisinin olması beklenmez?
A) Yağ sindirimi çok güçleşir
B) Bir çeşit boşaltım artığı dokulara yayılır
C) Yağ sindirim ürünlerinin ince bağırsakta emilimi hızlanır
D) İdrarın rengi koyulaşır
E) Bağırsağın bazı bakteriyel hastalıklara karşı direnci azalır
ÇÖZÜM; Yağ sindirim ürünlerinin ince bağırsakta emilimini kolaylaştıran safra tuzlarıdır. Eğer safra, safra kanalının tıkanmasına bağlı olarak on iki parmak bağırsağına yollanamazsa, yağların sindirimi güçleşeceği gibi yağ sindirim ürünlerinin ince bağırsakta emilimi de güçleşir.
CEVAP-C-



37) Aşağıdakilerden hangisi, koledok kanalı ile on iki parmak bağırsağına akıtılan salgıyla ilgili bir özellik değildir.
A) Artık maddelerin kokuşmasını sağlar
B) Bağırsaklar için antiseptik bir özelliğe sahiptir.
C) Yağda çözülen vitaminlerin ince bağırsak tümürlerince emilimini kolaylaştırır.
D) Vücuttan dışkı ile atılır
E) Yağın yağ asidi ile gliserine hidrolizini kolaylaştırır.
ÇÖZÜM; Soruda söz edilen salgı safra dır. Safra yağın sindirimini kolaylaştırır, ama enzim kapsamadığından yağın yapı taşlarına ayrıştırılmasını gerçekleştiremez.
CEVAP-E-



38) Normal bir insanda, belirli bir miktar besinin sindirim olayları sırasında manomerlerine kadar parçalanma süresi, aşağıdakilerden hangisine bağlı değildir?
A) Enzimlerin tepkimeye girdiği besin yüzeyinin büyüklüğüne
B) Alınan besinin sıcaklığına
C) Sindirim enzimlerinin miktarına
D) Midedeki asit miktarına
E) İnce bağırsakta emilme yüzeyinin büyüklüğüne
ÇÖZÜM; A,B,C,D seçeneklerdekiler, besinlerle alınan büyük moleküllerin yapı taşlarına parçalanması süresini etkiler. E seçeneğindeki ise, sindirilmiş besinin emilimini etkiler. CEVAP-E-




39) Aşağıdakilerden hangisi, karaciğerin görevi arasında sayılamaz ?
A) Kanın glikoz konsantrasyonunu düzenlemekte rol almak
B) Fibronejen üretmek
C) Heparin salgılamak
D) Pepsinojen ve HCL üretmek
E) Amonyağı üre ve ürik aside çevirmek
ÇÖZÜM; D seçeneğinde belirtilen, karaciğerin değil, midenin görevlerinden biridir.
CEVAP-D-



40) İçeriği bilinmeyen renksiz bir besin maddesi, biüret ayıracı bulunan bir tüpe konulunca, tüpteki ayıracı bulunan bir tüpe konulunca, tüpteki ayıracın mavi rengi pembe mor renge dönüşüyorsa, besinde hangi maddenin var olduğu kanıtlanmış olur?
A) Yağ
B) Protein
C) Nişasta
D) Glikoz
E) Maltoz
ÇÖZÜM; Seçeneklerde verilenlerin hangi ayıraçlardan etkilendiğini gözden geçirelim. Yağın bir karışımdan ayrılması bir eterle çözdürülerek sağlanabilir. Yağın kağıtta bıraktığı saydam leke, bilinmeyen bir karışımda yağın olduğunu gösterir. Protein nitrik asitle sarı renk oluşturabildiği gibi biüret ayıracı örnekteki protein miktarına bağlı olarak mor rengin tonlarını oluşturur. Nişasta iyot çözeltisi ile lacivert renk oluşturur.
Glikoz fehling yada benedict çözeltisi ile karıştırılıp ısıtılırsa ayıracın mavi rengi kiremit kırmızısı rengine dönüşür. Maltoz, tromber ayıracı ile belirlenebilir.
CEVAP-B-

Fiziksel ve Kimyasal Sindirim

Fiziksel ve Kimyasal Sindirim
Fiziksel ve Kimyasal Sindirim

kimyasasl sindirim - fiziksel sindirim - sindirim nedir


Sindirim Nedir?
En basit tanımıyla sindirim, “besin maddelerinin, vücudumuz tarafından kullanılabilir hale gelinceye kadar küçük parçalara bölünmesidir.”
Besinlerin küçük parçalara bölünmesinin asıl nedeni hücre içine girebilmelerini sağlamaktır. Eğer besin maddeleri hücre içine giremiyorsa vücudun işine yaramazlar.

Hücre zarındaki por adı verilen gözenekler madde alışverişi yapmayı sağlarlar.

Sindirim İki Şekilde Gerçekleşmektedir;

1. Mekanik Sindirim

Besinleri sadece boyut olarak küçültüyorsak bu mekanik sindirime örnektir. Bu sindirim türüne fiziksel sindirim de denir. Fiziksel değişim konusundan da hatırlayabileceğimiz gibi maddenin özelliği değişmiyor, sadece şeklinde farklılıklar oluşuyorsa bu değişimlere fiziksel değişim diyorduk. İşte mekanik sindirim de aynı anlama gelmektedir.
Örneğin büyük ekmek parçalarını dişlerimizde parçalayıp küçük parçalar haline getirmemiz mekanik sindirime örnektir.
Mekanik sindirim olayları

Ağızda dişler yardımıyla besinlerin parçalanması,
Midede kasılma hareketleriyle besinlerin bulamaç haline getirilmesi,
İnce bağırsakta safra salgısı sayesinde büyük yağ moleküllerinin küçük yağ taneciklerine dönüştürülmesi.
2. Kimyasal Sindirim
Besin parçaları kendilerini oluşturan yapı taşlarına parçalanıyorsa kimyasal sindirim gerçekleşmiştir. Örneğin ekmekte karbonhidrat türü besinler çok bulunur. Karbonhidratlar ise Nişasta, glikoz, laktoz, maltoz gibi yapı taşlarından meydana gelir. Sindirim sonucunda glikoz gibi bir yapı tası elde edildiyse gerçekleşen sindirimin kimyasal olduğu söylenebilir.
Enzim: Kimyasal sindirim enzim denilen sıvılar yardımıyla gerçekleşir. Enzimleri besine etki ederek kimyasal yapılarında değişikliğe neden olur.


BESİN GRUPLARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Canlılar hayatlarını sürdürebilmek için değişik besinleri uygun miktarlarda almak zorundadır. Alınan bu gıdalarla, organların çalışabilmesi için gerekli enerji elde edilir, büyüme ve gelişme sağlanır, iç ve dış ortamdan gelen zararlı etkilere karşı vücut kendini savunabilir.

Beslenme yetersizliği veya dengesizliği bazı hastalıkların ortaya çıkmasına yol açar. Örnek olarak, fazla miktarda hamur işi ve tatlı yiyen ve yeterince hareket etmeyenlerde şişmanlık, çok fazla miktarda tuz alanlarda, eğer eğilim varsa, tansiyon yüksekliği, hayvansal kaynaklı yağları çok yiyenlerde de damar sertliği gelişebilir.

Ancak, sayılan gıdaların gereğinden az miktarda alınması da beslenme yetersizliği ile sonuçlanır. O nedenle, sağlıklı ve yeterli miktarda beslenebilmek için kişilerin besinler ve beslenme şekli hakkında bazı temel bilgilere ihtiyacı vardır.


1. Grup: Et,tavuk,balık,sakatat,yumurta,kurubaklagiller.
Bu gruptaki besinler protein ,demir, çinko ve B vitaminlerinden zengindirler. Ayrıca enerjide verirler.1 günde ,bu grup besinlerin bir veya birkaçından karışık olarak 2 -3 porsiyon yenilmelidir. Fazla tüketildiğinde ,kolesterol , gut, hipertansiyon vb sağlık sorunlarını ortaya çıkartabilir.

2. Grup: Süt,yoğurt,peynir,vb.
Bu grup ,kemiklerimiz ve dişlerimizin sağlığı için gerekli olan kalsiyumdan zengindir. Ayrıca temel besin öğelerimizden protein, karbonhidrat ile vitaminler açısından A ve B vitaminlerinin bir çoğu için de iyi kaynak sayılır.Bu gruptan ,günde 1-3 porsiyon yenilmesi önerilmektedir.

3. Grup: Sebze, ve meyveler.
C vitaminini ,bazı mineraller ve posa ihtiyacımızı bu grup besinlerden karşılarız.Kış ve yaz meyve ve sebzelerinin hepsi bu gruba dahildir.
Yeşil yapraklı sebzeler , C vitamininin yanı sıra A ve B vitaminlerinden,havuç A vitamininden zengindir. Bu gruptaki yiyeceklerden günde3-5 porsiyon tüketmek gerekmektedir.
Mevsiminde doğal olarak yetişen meyve ve sebzeler özelikle tercih edilmelidir.
Özellikle yaz aylarında likopen ve A vitamininden zengin olan domates ve kış aylarında da portakal ve mandalina tüketimine özen gösterilmelidir.

4 . Grup: Tahıllar,ekmek,makarna,pirinç,bulgur,çorbalar,unlu mamuller.
Bu grup besinler temel enerji kaynağımız olarak günlük beslenmemizde yerini almaktadır.Ayrıca B1 vitamini ve bitkisel proteinlerin kaynağı olarak kullanılmaktadırlar.
Genel olarak ,yetişkin bir kişi için her öğünde 2 dilim ekmek veya günlük 6-11 porsiyon tahıl grubu gıda tüketimi yeterli olmaktadır.
Enerji ihtiyacı yüksek olan işçi sporcu vb. fiziksel aktivitesi yüksek olan bireylerde , bu miktarlar aktivitenin durumuna göre arttırılabilir.
Ş,şmanlık sorunu olan fiziksel aktivitesi sınırlı ve, sedanter yaşama sahip veya yaşlı bireylerde, ekmek veya tahıl grubu diğer besinlerden 1 porsiyon tüketmek , şişmanlık sorununu ortadan kaldırmak adına kullanılabilir.

5. Grup: Yağlar,şeker,salça-sos,ve baharatlar.
Lezzet vermek amacıyla kullanılan yiyecek grubudur. Yağlar,lezzet verici olarak kullanılan ,yüksek enerji veren ve dikkatli tüketilmesi gereken yiyeceklerdir.
Yağların , şekerlerin ve özelikle hazır sos veya lezzet arttırıcıların fazla kullanılması , fazla alınması çeşitli sağlık sorunlarına ve özellikle şişmanlığa ,kolesterolün yükselmesine ,diş çürüklerine, şeker hastalığına neden olabilmektedir.
Fiziksel ve Kimyasal Sindirim

Büyüme Ve Gelismeyi Etkileyen Faktörler

Büyme Ve Gelismeyi Etkileyen FaktörlerBÜYÜME VE GELİŞMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER


Sağlıklı büyüme ve gelişme için 40'dan fazla besin öğesine ihtiyacımız vardır.


Sağlıklı olmanın sırrı, yediklerimizin çeşitleri kadar miktarlarına da dikkat etmekten ve vücudumuz için gerekli olan besin öğelerini doğru tüketebilmekten geçiyor.Besin öğelerini 6 ana grupta toplayabiliriz.

Karbonhidratlar: Ekmek, makarna, pirinç, tahıl ürünleri ve kuru baklagillerde yüksek miktarda bulunur. Şekerler de karbonhidratlar grubunda yer alır. Şekerler, bildiğimiz çay şekeri (sukroz), meyve şekeri (fruktoz) ve süt şekeri (laktoz) olarak gruplara ayrılır. Karbonhidrat vücudumuz için iyi bir enerji kaynağıdır. Günlük alınan enerjinin %55-60'ının karbonhidratlardan sağlanması gerekir. Burada önemli olan şekerli besinlerden çok, diğer karbonhidrat kaynaklarını tüketmektir.

Proteinler: Et, süt ve ürünleri ile yumurta ve kuru baklagillerde yüksek miktarda bulunur. Hücrelerin gelişmesi, dokuların yenilenmesi için gereklidir. Günlük alınan enerjinin %10-12'sinin proteinlerden sağlanması gerekir.

Yağlar: Et, süt, peynir, margarin, tereyağı ve kuruyemişlerde yüksek miktarda bulunur. Günlük alınan enerjinin % 25-30'unun yağlardan sağlanması gerekir. Burada önemli olan bu miktarın en fazla %10'unun doymuş yağlardan (Et, süt, yumurta gibi hayvansal kaynaklı ürünlerde bulunur. Aşırı tüketimi kolesterol seviyesinin yükselmesine sebep olur) %10'unun tekli doymamış yağlardan (zeytinyağı, kanola yağında bulunur.) ve %10'unun çoklu doymamış yağlardan (Ayçiçeği, soya fasulyesi, tahıl ürünleri, balık ve ürünleri, ıspanak, brokolide bulunur) karşılanmasıdır.

Vitamin ve Mineraller: Vitamin ve mineraller vücudumuzda gerçekleşen tüm işlemlerde anahtar rol oynar ve vücut fonksiyonlarının normal olarak sürdürülmesini sağlarlar. Vitaminler vücutta düzenleyici olarak çalışırken, mineraller de kemik ve diş sağlığında çok önemli bir role sahiptir.

Su: Su, yaşamak için oksijenden sonra gelen en önemli öğedir. Yetişkin insan vücudunun yaklaşık %59'u sudur. Su, vücutta besinlerin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınmasında ve vücut ısısının denetiminde önemli rol oynar. Bunun için günlük 2 litre su içilmelidir. Çay, kahve gibi sıvılar suyun işlevlerini yerine getiremez.



Kalıtım ve Ailesel Faktörler


Toplumun genelinde büyümeyi etkileyen en önemli etken kalıtımdır. Kalıtım ( ırsiyet ), öncelikle boyla ilişkilidir, ancak şişmanlık ve zayıflık gibi fiziksel özellikler de etkilenir. Büyüme geriliğinden kuşkulanılan bir çocukta bu durumun kalıtımla ilgili olabileceğine karar vermede, anne babanın ve varsa kardeşlerin özelliklerini değerlendirmek büyük önem taşır. Kısa boylu ailelerin çocukları kısa, sarışın olanların çocukları açık renkli olmaya eğilimlidir.

Cinsiyet

Büyüme gelişme süreci kız ve erkek çocuklarda farklıdır. Doğumda kızların tartısı daha düşüktür. Doğum tartıları aynı olan erkek ve kız çocuklar karşılaştırıldığında kızlar daha ileri bir gelişme düzeyi gösterirler. Ergenlik dönemine erken giren kızlar hızlı büyür, ancak çabuk dururlar. Erkeklerde kas dokusu daha fazla gelişir, boy daha uzun olur.

Beslenme

Beslenme, büyüme ve gelişmeyi etkileyen en önemli çevresel faktördür.

Çocuğun iyi büyüyebilmesi için yeterli ve dengeli beslenmesi, bu besinleri sindirmeye yeterli bir barsak etkinliği bulunması gerekir. Süt çocukluğu döneminde yetersiz beslenmeden boydan çok tartının öncelikle etkilendiği bilinmektedir.

Çoğu kez beslenme kökenli bir kansızlık geliştiğinde, iştah azalmasına yol açarak problemin artmasına neden olur. Bu durumda kansızlığın düzeltilmesi, asıl sorunun çözülmesi için uygulanan tedavilerin başarısını arttırır.

Sevgili ebeveynler, büyüme yetersizliği düşünülen bir çocukta alınan günlük besinlerin yeterli olup olmadığı mutlaka bir hekim tarafından hesaplanmalı, eksiklik söz konusu ise uygun beslenme şemalarıyla tartı alımı, olması gereken sürece oturtulmalıdır.

Hormonal Durum

Normal büyüme için bir çok hormona ihtiyaç vardır. Sağlıklı çocuklarda hormonlar uygun miktarlarda salgılanır. Hipofiz bezinin salgıladığı "büyüme hormonu" boyca büyümeyi, tiroid bezinin salgıladığı "tiroid hormonu" gelişme ve olgunlaşmayı sağlar. Ergenlikte böbrek üstü bezi, testis ve yumurtalıklardan salınan hormonlar da büyümeyi etkiler.

Büyüme hormonu yetersizliği durumunda boy kısa kalırken, konjenital hipotiroidi dediğimiz doğumsal tiroid bezi yetersizliğinde zeka da etkilenir.

Sevgili anne ve babalar, erken tanı konulursa her iki hastalığında tedavisi oldukça başarılıdır. Ayrıca, hormon bozukluklarına bağlı büyüme gelişme bozuklukları son derece nadirdir. Ancak diğer nedenler tam teşekküllü bir merkezde yapılacak tetkiklerle bertaraf edildikten sonra düşünülebilir.

Canlilarda Büyüme Ve Gelisme Fajktörleri
büyüme ve gelişme
üreme büyüme ve gelişme
bitkilerde büyüme ve gelişme
canlılarda büyüme ve gelişme
hayvanlarda büyüme ve gelişme
hayvanlarda üreme büyüme ve gelişme
insanlarda büyüme ve gelişme
insanlarda üreme büyüme ve gelişme
bitkilerde üreme büyüme ve gelişme
büyüme ve gelişme nelerden etkilenir
büyüme ve gelişmeye
insanda büyüme ve gelişme
sağlıklı büyüme ve gelişme
çiçekli bitkilerde üreme büyüme ve gelişme
bitkilerde çimlenme büyüme ve gelişme
biyoloji büyüme ve gelişme
buyume ve gelişme
buyume ve gelısme
büyüme ve gelisme
büyüme ve gelişim
büyüme ve gelişme dönemi
büyüme ve gelişme etkileyen
büyüme ve gelişme evreleri
büyüme ve gelişme fen
büyüme ve gelişme olumlu
büyüme ve gelişme olumsuz
büyüme ve gelişme ppt
büyüme ve gelişme resimleri
büyüme ve gelişme slayt
büyüme ve gelişme vikipedi
büyüme ve gelişmeye etki eden faktörler
canlilarda üreme büyüme ve gelişme
fen bilgisi büyüme ve gelişme
insanda üreme büyüme ve gelişme
saglıklı büyüme ve gelişme
sağlıklı büyüme ve gelişme için
sağlıklı büyüme ve gelişme için neler önemlidir
çiçeklerde üreme büyüme ve gelişme
6 sınıf canlılarda üreme büyüme ve gelişme
8 sınıf büyüme ve gelişme
bitkilerin büyümesi ve gelişmesi
büyüme gelişme ve ruh sağlığı
büyüme ve gelişme aşamaları
büyüme ve gelişme etkileri
büyüme ve gelişme etkileyen faktörler
büyüme ve gelişme faktörleri
büyüme ve gelişme hakkında
büyüme ve gelişme hakkında bilgi
büyüme ve gelişme konusu
büyüme ve gelişme nasıl olur
büyüme ve gelişme neden etkilenir
büyüme ve gelişme neden önemlidir
büyüme ve gelişme nedenleri
büyüme ve gelişme soruları
büyüme ve gelişme tablosu
büyüme ve gelişme test
büyüme ve gelişme ödev
büyüme ve gelişme özellikleri
büyüme ve gelişmeler
büyümeyi ve gelişme
canlıların büyümesi ve gelişmesi
doğma büyüme ve gelişme
ergenlikte büyüme ve gelişme
insan büyüme ve gelişme
insanda büyüme ve gelişme dönemleri
insanda büyüme ve gelişme evreleri
insanda büyüme ve gelişme nelerden etkilenir
insanlarda büyüme ve gelişme dönemleri
insanların büyüme ve gelişme
sağlık büyüme ve gelişme
sağlıklı büyüme ve gelişme için neler gereklidir
sağlıklı büyüme ve gelişme nelerden etkilenir
sağlıklı büyüme ve gelişme olumsuz
çocuk büyüme ve gelişme
çocukta büyüme ve gelişme
bebeğin büyüme ve gelişmesi
bir ve iki çenekli bitkilerde gelişme ve büyüme
büyüme ve gelisme nelerden etkilenir
büyüme ve gelişme etki eden
büyüme ve gelişme ile ilgili sorular
büyüme ve gelişme niçin önemlidir
büyümeye ve gelişmeye etki eden faktörler
insanlarda büyüme ve gelişme nelerden etkilenir
saglıklı buyume ve gelısme
salıklı büyüme ve gelişme
sağlıklı büyüme ve gelişim
sağlıklı büyüme ve gelişme için neler yapmalıyız
sağlıklı büyüme ve gelişme için neler yapılmalıdır
sağlıklı büyüme ve gelişme için yapılması gerekenler
sağlıklı büyüme ve gelişme niçin önemlidir
teknolojik gelişme ve ekonomik büyüme
zararlı maddelerin büyüme ve gelişmeye etkisi
çenekli bitkilerde büyüme ve gelişme
bebeklerde büyüme ve gelişme
bedensel büyüme ve gelişme
beslenmenin büyüme ve gelişmeye etkisi
buyume ve gelisme
büyüme ve gelişme dönemleri
büyüme ve gelişme etki
büyüme ve gelişme geriliği
büyüme ve gelişme için neler gereklidir
büyüme ve gelişme için neler yapılmalıdır
büyüme ve gelişme için neler önemli
büyüme ve gelişme için neler önemlidir
büyüme ve gelişme nedir
büyüme ve gelişme olumsuz etmenler
canlilarda büyüme ve gelişme
canlılarda büyüme ve gelişme nelerden etkilenir
sağlikli büyüme ve gelişme
çimlenme büyüme ve gelişme
çiçekli bir bitkide üreme büyüme ve gelişme
çocuklarda büyüme ve gelişme
Büyme Ve Gelismeyi Etkileyen Faktörler

Boşaltım Sisteminin Sağlığı ve Korunması

Boşaltım Sisteminin Sağlığı ve Korunması

1- Yeterli miktarda sıvı alınmalıdır. (Böbreklerin rahat çalışması için bol sıvıya ihtiyacı vardır. Alınan sıvı miktarı sıcak ve kuru havalarda arttırılmalıdır. Günlük en az 2 litre su alınmalıdır.)
2- İdrar uzun süre tutulmamalıdır. (Böbrek taşları oluşabilir).
3- Böbrekler ve idrar yolları soğuktan korunmalıdır. (Böbrek sağlığı için).
4- Aşırı acı ve baharatlı yiyecekler yenilmemelidir.
5- Düzenli banyo yapılmalıdır. (Derideki gözeneklerin açılması için).
6- İçilen su ve yenilen besinler temiz olmalıdır.
7- Böbrek iltihabı rahatsızlıklarında tedavi yarıda kesilmemeli ve ilaçlar zamanında alınmalıdır.
8- Diş çürükleri ve boğaz iltihabı hemen tedavi ettirilmelidir. (Çürük veya iltihaba yol açan mikroorganizmalar, kalıcı böbrek rahatsızlıklarına yol açabilir.)
9- Kişisel temizliğe dikkat edilmelidir.

NOT :

1- Boşaltım sistemi, solunum ve dolaşım sistemleri ile birlikte çalışır.
2- İdrarda safra sıvısı olduğu için idrar sarı renklidir.
3- Kandan süzülen idrarda glikoz (şeker) varsa bu kişi şeker hastasıdır.
4- Bel soğukluğu ve AİDS, cinsel yolla veya kan yoluyla bulaşan bulaşıcı hastalıklardır ve bu hastalıklar böbreklerin çalışmasını engellerler.
5- Böbreklerin en küçük görev birimi nefronlardır. Nefronlar, süzme ve geri emilme yoluyla çalışırlar.
6- • Her böbrekte yaklaşık 1 milyon tane nefron bulunur.
• Vücutta her 1 dakikada kanın 1 litresi böbreklerden geçer. Günde ortalama 500 litre kan böbrekler tarafından süzülür.
• Böbrekler her 10 – 20 dakikada bir vücuttaki kanın tamamının süzülmesini sağlar. Bu işlem günde 100 – 150 kez tekrarlanır.
• Böbreklerde süzülen kanın %98–99’u geri emilerek böbreklerden uzaklaştırılır.
• Günde ortalama 1,5 – 2 litre idrar oluşur. (Hayat boyu yaklaşık 45.000 litre).
• İdrar kesesi, yetişkin insanlarda 600–700 mlt kadar, çocuklarda ise 500 mlt kadar idrar tutabilir. Çocuklarda idrar kesesinin ¼ ü dolunca çocuk idrar yapma ihtiyacı duyar.
7- Kalın bağırsak, boşaltım sistemi organı değildir, sindirim sistemi organıdır.
8- Böbrek atardamarı → Oksijeni bol, taşıdığı kanda zehirli atıklar fazla.
Böbrek toplardamarı → Karbondioksiti bol, taşıdığı kan zararlı maddelerden arındırılmış.
9- Bir nefronun yapısı üç kısımdan oluşur:
1- Glomerül : Kılcal damarların oluşturduğu yumaktır.
2- Bowman Kapsülü : Kılcal damar yumağının ( glomerül’ün )
çevresini saran zarsı yapıdır.
3- Boşaltım Kanalcıkları : Bowman kapsülünün devamıdır.
Kanalcıklar kıvrımlı olup, yer yer ‘U’ görünümü alırlar.(U kısım kabuk bölgesinde değildir, öz bölgesine sarkmıştır.) Boşaltım kanalcıkları, böbreğin ortasına açılan toplama kanallarına uzanırlar.
10- Öz bölgesinde taban kısmı kabuk bölgesine, tepe kısmı havuzcuğa bakan, piramit şeklinde yapılar vardır. Bunlara malpighi piramitleri denir. Bu piramitler idrar toplama kanallarından oluşur. Ayrıca boşaltım kanalcıklarının U kısmı da öz bölgesindedir.

Öz bölgesi süzülen sıvıdaki faydalı maddelerin geri emildiği yerdir.

11- İdrarın oluşması ve vücuttan atılması :
• Kan, böbrek atardamarları yoluyla böbreklere gelir ve nefronlarda süzülür.
• Kan içindeki yararlı maddeler, süzülme sırasında nefronlarda emilir (geri emilim) ve tekrar kana geçer.
• Süzülerek temizlenen bu kan, böbrek toplardamarı ile böbreklerden çıkar.
• Süzülmeden sonra kalan tuzun ve suyun fazlası ile üre idrarı oluşturur.
• Oluşan idrar, üreterde ve idrar kesesinde toplanır.
• İdrar üretra ile vücuttan dışarı atılır.
12- Boşaltım sistemi hastalıklarını inceleyen bilim dalına nefroloji denir.
Boşaltım Sisteminin Sağlığı ve Korunması

Mekanik Sindirim

Mekanik Sindirim
Mekanik SindirimMekanik Sindirim

sindirim sistemi

Sindirim Sistemimiz ve Sindirim Sistemi Sağlığımız

Kimyasal Sindirim






Besin maddelerinin içeriklerine göre karbonhidrat, yağ, protein, vitamin, su ve mineraller olarak gruplandırıldığını biliyoruz. Besin içerikleri büyük moleküllerdir. Büyük moleküllü besin içeriklerinin hücrelerimizin kullanabileceği kadar küçük moleküllere parçalanması gerekir. Yediğimiz besinler hücrelerimize geçebilecek duruma sindirim işlemi sonucunda gelir.
Sindirim büyük moleküllü besin içeriklerinin hücrelerimizin kullanabileceği kadar küçük moleküllere dönüştürülmesidir. Öyleyse vücudumuzda sindirim nasıl Gerçekleşir? Besinlerin hücrelerimiz tarafından kullanılabilecek kadar küçük parçalar bölerek kana geçişini sağlamak sindirim sisteminin görevidir.
Sindirim çiğnemeyle başlar. Besinlerin çiğneme ve kas hareketleriyle küçük parçalara ayrılması mekanik sindirimdir. Besinlerin enzim adı verilen bazı salgılar yardımıyla parçalanmasına ise kimyasal sindirim denir.

Sindirim: Büyük moleküllü besin maddelerinin, sindirim sistemi organlarında parçalanarak, kana geçebilecek hale gelmesine sindirim denir.
Büyük moleküllü besin maddeleri:
Karbonhidratlar ------------------>Glikoz
Proteinler ------------------>Amino asit
Yağlar ------------------>Yağ asidi+ gliserol (gliserin)
Şeklindeki küçük moleküller haline gelerek kana geçerler.

Sindirim faaliyetleri iki çeşittir: Mekanik sindirim ve Kimyasal sindirim

1) Mekanik Sindirim: Besinlerin sindirim enzimleri kullanılmadan, yalnızca fiziksel olarak – dil, diş, mide, bağırsak hareketleri sayesinde- parçalanıp, küçük parçacıklar haline getirilmesidir. Yani besinlerin kesilmesi, parçalanması, mide ve bağırsaklarda salgılanan sular sayesinde boza kıvamına getirilmesidir.
2) Kimyasal Sindirim: Parçalanmış ve sulandırılmış besinlerin enzimler yardımıyla ( tükürük, mide ve bağırsak öz suları, pankreas ve karaciğer salgılarıyla) kimyasal değişime uğrayıp, yapı taşlarına parçalanmasına denir. Kimyasal sindirimde mutlaka enzim ve su kullanılır.


Kimyasal Sindirimin Özeti

Salgılanan Yer Sindirdiği Sindirim Sıvısı Besinler Tükürük Bezleri Tükürük Karbonhidratlar Mide Mide öz suyu Proteinler Karaciğer Öd (safra) Yağlar Pankreas Pankreas öz suyu Karbonhidratlar ,Yağlar ,Proteinler İnce bağırsak Bağırsak öz suyu Karbonhidratlar Proteinler

Önemli NOT:

*Kimyasal sindirimde enzimlerin besin içerikleri küçük moleküllere parçalanmaktadır. Besin içeriklerinin her birinin sindirim sırasında küçük moleküllere parçalanır.
*Beslenme: Hücrelerin canlılığını koruması ,yeni bileşikler sentezlemesi enerji kaynağı olarak kullanması için dışardan karbonhidrat , yağ , vitamin su ve minerallerin alınması olayıdır.
*Bir hücreliler , süngerler vb basit yapılı hücrelerin içindeki besinler kofullarında sindirilir.
*Yutma:besinlerin ağızdan mideye ulaşması olayıdır. Yutma sırasında soluk borusuna besin kaçmasını önlemek için anlık olarak solunum durur.


Sindirim Sistemimizi Oluşturan Yapı ve Organlar

www.main-board.net


Ağız: Besinlerin mekanik sindirimi çiğneme ile gerçekleşir. Karbonhidratların kimyasal sindirimi ise tükürük içerisinde bulunan enzimler sayesinde başlar.
Yanaklar, dudaklar, küçük dil ve damak tarafından çevrilmiş boşluktur. Ağızda dişler, dil ve tükürük bezleri bulunur.
a)Dişler: Dişler besinleri parçalayıp öğüterek mekanik sindirimi başlatır. Yetişkin bir insanda 32 tane diş bulunur. Bir dişe dıştan bakıldığında taç, boyun, kök olmak üzere üç kısım vardır.
Taç: Dişin dıştan görünen, beyaz kısmıdır. Mine ve dentin tabakaları buradadır.
Boyun: Taç ile kök arasındaki, diş etlerinin sarıldığı kısımdır.
Kök: Dişin çene kemiğine yerleştiği kısımdır.
Not: Dentin (fildişi ) tabakasının içinde diş özü bulunur ve canlıdır. Mine tabakası, sıcak, soğuk ve sert şeylerden çatlar. Bu çatlağa yerleşen mikroplar dişin çürümesine yol açar. Çürük, diş özüne ulaşırsa ağrı yapar.
b) Dil: Ağızda lokmayı çeviren ve dişlere sevk eden kısımdır. Çizgili kastan yapılmış olup, üzerinde tad alma hücreleri vardır. Dil, aynı zamanda konuşma organımızdır.
c) Tükürük Bezleri: Tükürük bezleri yüz kasları arasına yerleşmiş, üzün salkımı şeklindeki bezeler olup, tükürük salgılar. Tükürük, çoğu sudan ibaret olan bir sıvıdır. İçerisinde mukus, amilaz (pityalin) enzimi ve madensel tuzlar bulunur.
Tükürük bezleri üç tanedir: 1- Kulak altı 2- Dil altı 3- Çene altı. Kulak altı bezlerinin iltihaplanması kabakulak hastalığıdır.

Yutak: Besinlerin ağızdan yemek borusuna iletilmesini sağlar.Yutakta sindirim olmaz.

Yemek Borusu: Besinleri yapısında bulunan kaslar yardımıyla mideye iletir.Yemek borusunda sindirim gerçekleşmez.

Mide: Besinlerin mekanik sindirimi, midenin kasılıp gevşeme hareketi ile devam eder. Kimyasal sindirim ise mide öz suyu içinde bulunan mide asidi ve enzimler tarafından gerçekleştirilir. Böylece, besinler parçalanarak küçük moleküller hâline getirilmiş olur. Proteinlerin sindirimi midede başlar.
Mide, karın boşluğunun sol tarafında, diyaframın altında yer alan, çaydanlık biçiminde bir torbadır. Mide, üst taraftan mide ağzı (kardia kapakçığı ) ve alt taraftan mide kapısı (pilor kapağı) ile on iki parmak bağırsağına bağlanır.
Midenin yapısı üç tabakadır: en dışta zar (periton) , ortada kas, en içte ise mukoza tabakaları bulunur.
Midenin en içindeki mukoza tabakasında bulunan mukoza hücreleri, şekil değiştirerek mide bezlerini oluşturur. Mide bezleri önemlidir çünkü mide öz suyu salgılarlar.
Mide öz suyunda; hidroklorik asit (HCl), pepsin enzimi ve lap enzimleri bulunur.
*Hidroklorik asit hem diğer enzimlerin etkinliğini artırır, hem de besinlerle gelen mikropları öldürür. Midemiz bu asitten etkilenmez çünkü mukoza tabakasının ürettiği mukus mide çeperini korur. Aksi halde mide delinir ve ülser oluşur.
*Ayrıca mukus sayesinde ve mide kaslarının hareketi sayesinde mideye gelen besinler yumuşar. Bu da midede gerçekleşen mekanik sindirimdir.
*Proteinlerin kimyasal sindirimi ilk olarak midede gerçekleşir. Mide öz suyu, pepsin ve lap enzimleri sayesinde proteinler yapı taşlarına ayrılmaya başlar.
Midede sindirim besinlerin çeşidine göre 1- 4 saat sürer. Bu süre içinde mide alt kapısı pilor, ara ara açılarak besinlerin, ince bağırsağın on iki parmak bağırsağı kısmına aktarılması sağlanır.


İnce Bağırsak: Yağların kimyasal sindirimi burada başlar. İnce bağırsağa gelen pankreas öz suyu ile yağların, karbonhidratların ve proteinlerin sindirimi tamamlanır. B esinler ince bağırsakta en küçük moleküllerine kadar parçalanır. Bu moleküllerin ince bağırsaktan kan damarlarına geçmesi olayına emilim adı verilir. İnce bağırsak, sindirim sistemimizin en uzun bölümüdür.
İnce Bağırsak7- 8 m. Uzunluğunda, 2–3 cm genişliğinde olup, mide kapısından sonra gelen kısımdır. Yapısı mide gibi üç katlıdır: En dışta periton ( zar), ortada kaslar, en içte bağırsak epiteli bulunur.
Onikiparmak bağırsağı: İnce bağırsağın mide ile birleşen ilk kısmına onikiparmak bağırsağı denir. ( ilk 20 -25 cm’lik
kısım) . Kıvrımlı bir yapıya sahiptir. İnce bağırsağın en önemli kısmıdır. Buraya karaciğerin safra salgısı (koledok kanalı ile) ve pankreasın sindirim enzimleri (virsung kanalı ile ) boşaltılır.
*Onikiparmak bağırsağında karbonhidrat, protein ve yağların sindirimi gerçekleşir. Yağların sindirimi, karaciğerden gelen safra salgısının etkisiyle ilk kez burada başlar. ( safra bir enzim değildir. Yağları yapı taşına ayırmaz, yağ damlacıklarına dönüştürür.)
Onikiparmak bağırsağından sonra gelen ince bağırsağın diğer kısımları kıvrımlar yaparak uzanır. İnce bağırsağın iç yüzeyinde salgı bezleri ile villus denilen ve sayıları 5 milyonu bulan tümürler vardır.
Salgı bezleri, karbonhidrat, protein ve yağların sindirimini sona erdirecek enzimler üretir. Kimyasal sindirim ince bağırsakta son bulur. Villuslar sayesinde ise emilim yüzeyi artmış olur ve sindirilmiş besinlerin emilimi kolaylaşır.

İnce Bağırsağının Görevi:Ağızda kısmen sindirilmiş karbonhidratlar ile midede kısmen sindirilmiş proteinlerin ve sindirimi henüz başlamamış olan yağların sindirimini gerçekleştirmek ve tamamlamaktır. Diğer görevi ise, villuslar sayesinde sindirilen besinlerin emilmesini ve böylece kana karışmasını sağlamaktır.

Böylece şimdiye kadar anlattığımız süreçte:
Proteinler -------------->amino asitlere
Karbonhidratlar -------------->glikoza
Yağlar -------------->yağ asidi ve gliserin ( gliserol) e dönüştürülmüş olur.
Su, mineraller ve vitaminler sindirime uğramazlar.

Sindirilen Besinlerin Kana Geçmesi
Besin maddelerinin sindirimi tamamlandıktan sonra dolaşım sistemine aktarılmasına emilim denir. İki yolla olur:
1- Kılcal Kan Damarlarıyla: Glikoz (şeker) , amino asit, mineraller, suda çözünen vitaminler (B ve C ) ve su, villuslar tarafından emilerek, kılcal kan damarlarına geçer. Ve kan damarları aracılığıyla önce karaciğere taşınır. Karaciğerde zehirlerinden arındırılır. Protein – şeker oranı ayarlanır. Kandaki şeker dengesi sağlanır. Buradan kalbin sağ kulakçığına taşınır.
2- Lenf Yoluyla: Yağ asidi ve gliserin ve yağda çözünen vitaminler (A,D,E,K ), villuslardaki lenf damarlarıyla emilir. Lenf sistemine karışır. Bu yolla kalbin sağ kulakçığına taşınır.
Yağ asidi ve gliserin, lenf damarlarından geçerken üzerleri ince bir protein kılıfla kaplanarak yağ molekülü oluşturulur. Çünkü gliserin alkol özelliği taşır. Alkol, hücre zarını erittiğinden doğrudan kana karışması zararlıdır


Kalın Bağırsak: Besinler içerisinde kalan su, kalın bağırsak tarafından emilir. Atık maddeler ise sindirim sisteminin son bölümü olan anüse gönderilir.

Kalın Bağırsak İnce bağırsaktan anüse kadar yaklaşık 6 cm çapında, 1,5 m uzunluğunda bir borudur. İnce bağırsakla kalın bağırsağın birleştiği yerde kör bağırsak bulunur. Kör bağırsaktan çıkan parmak şeklindeki uzantıya apandis denir. Apandisin iltihaplanmasına ise apandisit denir. Kalın bağırsağın dışa açılan kısmına anüs denir.

!!!! Kalın bağırsakta kimyasal ya da mekanik sindirim yapılmaz !!!!

Yalnızca ince bağırsakta sindirilemeyen atıklar buraya taşınır. Gelen atıklara karışan su ve mineraller gibi yararlı maddeler emilerek kana verilir. Arta kalan maddeler, kalınbağırsağın son kısmı olan rektuma gelir ve anüsten dışarı atılır.


Sindirim sisteminin her yerinde bulunan çürükçül bakteriler en çok kalın bağırsakta bulunur. Dışkının rengi ve kokusu bu bakterilerden kaynaklanır. Ayrıca kalın bağırsakta yaşayan yararlı bakteriler B ve K vitamini sentezler.


Anüs: Besin maddelerinin vücudumuz tarafından kullanılamayan bölümü anüs yoluyla atık madde olarak vücuttan uzaklaştırılır.

Sindirime Yardımcı Organlar

Karaciğer: Safra adı verilen bir salgı üretir. Safra salgısı bir kanal yoluyla, yağların kimyasal sindirimini gerçekleştirmek üzere ince bağırsağa gönderilir.

Karaciğer Vücudun en büyük organı olup ( yaklaşık 2 kg kadar), karın boşluğunda ve sağ üst kısmında yer alır. Karaciğer sağ lob ve sol lob olmak üzere iki kısma ayrılır. Loblarda öd salgısı ( safra ) üretilir. Karaciğerden ayrılan bir kanal, loblarda üretilen safrayı safra kesesine taşır.
Safra kesesinden çıkan koledok kanalı ise, safra salgısını on iki parmak bağırsağına taşır. Burada safra salgısı yağları yağ damlaları şeklinde inceltmek ve böylece yağların sindirim yüzeyini artırmak için kullanılır.
Safra salgısı yavaş yavaş suyunu kaybederse safra taşları oluşur. Bu durumda koledok kanalı tıkanabilir. Safra geri emilerek kana karışır ve kan yoluyla dokulara taşınır. Böylece, sarılık hastalığı oluşur.
Karaciğerin Görevleri:
Karaciğerin 400 ‘e yakın görevi vardır. Bunlardan bazıları şöyledir:
1- Yağların sindirimini hızlandıran ve rektumda zararlı bakterilerin üremesini engelleyen safra sıvısı üretmek.
2- A, D, E, K , B 12 vitaminlerini depolamak, A vitamini üretmek.
3- Enerji kaynağımız olan glikozu, karaciğerde glikojen şeklinde depolayıp, insülin hormonu denetiminde kana vermek.
4- Bazı zararlı maddeleri zararsız hale getirmek.
5- Kanın pıhtılaşmasında görev alan proteinleri üretmek.
6- Protein, yağ ve karbonhidrat metabolizmasını düzenlemek. Proteinlerin karbonhidrat ve yağa dönüşmesini sağlamak.
7- Lenf yapımında görevlidir.
8- Proteinlerin parçalanması sonucu açığa çıkan amonyağı, daha az zehirli olan üre haline dönüştürmek.
9- Yaşlı alyuvarların parçalanması ile açığa çıkan demiri depolamak. Ve alyuvar hücresi üretmek.

Pankreas: Pankreas öz suyunu salgılar. Pankreas öz suyu proteinlerin, karbonhidratların ve yağların kimyasal sindirimini gerçekleştiren enzimler içerir.
Midenin sol alt kısmında yer alır. Uzunca bir yaprağı andırır. Ortasında boydan boya uzanan bir kanal vardır. Pankreas hem hormon, hem de enzim salgılayan karma bir bezdir.
* Pankreas, ince bağırsağın uyarması sonucu öz su salgılar. Pankreas öz suyunda lipaz, amilaz ve tripsinojen enzimleri bulunur.
Lipaz, amilaz ve tirpsinojen enzimleri, protein, yağ ve karbonhidrat sindiriminde etkilidir. Pankreas, bu enzimleri virsung kanalı ile onikiparmak bağırsağına aktarır.
* Pankreas aynı zamanda insülin ve glukagon hormonlarını salgılar ve doğrudan kana verir. İnsülin kandaki şeker oranını azaltıcı etki yapar. Glukagon ise kandaki şeker oranını artırıcı etki yapar. İnsülin hormonunun çeşitli sebeplerle yeterince salgılanamaması şeker hastalığına yol açar. Çünkü böyle bir durumda kandaki şeker miktarı yükselir.

Önemli NOT:
*Ağızda Mekanik Sindirim: Ağza alınan besinlerin tükürük sıvısıyla ıslatılıp, dişler yardımıyla parçalanması olayıdır.
*Ağızda Kimyasal Sindirim: Ağza alınan nişastalı besinlere, tükürük sıvısı içindeki pityalin enzimi etki ederek, nişastayı bir çeşit şekere (glikoza ) çevirir. Nişastalı besinlerin ağzımızda tatlanmasının sebebi budur. Yani karbonhidratların sindirimi ağızda başlar.
*Sindirim sistemi yapı ve organlarına sırası ile ağız, yutak, yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak ve anüs dür.
*Sindirimin sadece midede gerçekleşmez. Besinlerin ağız ve midede mekanik, ağız, mide ve ince bağırsaklarda ise kimyasal sindiriminin gerçekleşir.
*Enzim:Canlılarda meydana gelen kimyasal reaksiyonları hızlandıran protein yapısındaki maddelerdir. Sindirim sırasında kimyasal sindirimde görev alırlar.
*Karaciğer yalnızca sindirimde görev almaz. Karaciğerin vücuttaki diğer görevleri ise; Zehirli maddelerin zehirsiz hale getirilmesi , A vitamini sentezlenmesi , kanın pıhtılaşmasını önleyici madde üretimi , yaşlı alyuvar hücreleri parçalama ve fazla karbonhidrat ve proteinleri yağa dönüştürmektir.
*Midede karbonhidrat sindirimi görülmez
*Ağızda protein sindirimi yoktur.
*Yağların sindirimi yalnızca ince bağırsakta gerçekleşir. Ağız ve midede yağ sindirimi olmaz..


Yukarıdaki şekilde Enzimler, büyük moleküllü karbonhidrat , protein ve yağları (besin içeriklerini ) küçük moleküllere dönüştürür.Tespihi tanelerine veya tarağı tırnaklarına ayırmak gibi bir olaydır.


besinlerin sindirimi, canlilarda sindirim sistemi, canlılarda sindirim sistemi, insanda sindirim sistemi ve sindirim, omurgalı canlılarda sindirim sistemi, omurgalılarda sindirim, omurgasızlarda sindirim, omurgasızlarda sindirim sistemi, sindirim sistemi, sindirim sistemleri,
Mekanik Sindirim

Boşaltım Sistemi Rahatsızlıkları

BOŞALTIM Bilindiği gibi tüm canlılar hareket ve çeşitli faaliyetleri sonucu birtakım yan ürünler denilen, farklı ve hücre veya organizmada durması olumsuz etkiler yaratacak maddeler ve bileşikler meydana getirir. Bunların etkisi olmayacak bir yere atımı ise boşaltım sisteminin işlevidir. Deney konumuz olan böbreğin incelemesine geçmeden önce böbrek ve onun görevini yapan organel ve kısımları tanımalıyız.

Sohbet - Chat


Haber-Toplist

Alternative Education Blogs - BlogCatalog Blog Directory Toplist